Uzuuun bir VSS yazısı

“Çalışma hayatımda Pfizer, MSC, Atradius gibi çok uluslu yabancı şirketlerde yer almış olmama rağmen AFS’nin yarattığı çok kültürlü ortamın bambaşka bir şey olduğunu bu etkinlikte bir kere daha anladım.”

AFS gönüllüsü EVA’larımızdan Betül Gümüş, 13-18 Ağustos’ta gerçekleşen Volunteer Summer Summit’deki izlenimlerini yazdı. Keyifli okumalar!

AFS’li olsaydım yine aynı ayrıntılar mı dikkatimi çekerdi bilmiyorum, ama belki de bu organizasyona sadece gönderen ve konuk eden AFS annesi bir EVA olarak dahil olmam sebebiyle VSS’te gözlediğim bazı ayrıntılar bana çok ilginç geldi. “Gittiğin kültüre adapte olma” kavramını unisex odalar ve tuvaletlerde birebir yaşadım, konfor alanım sıfır noktasında artık! Ama en şaşırdığım ayrıntı bu değildi. İçinde yaşadığımız toplumdan farklı olarak, dünyada challenge (mücadele) ve diversity (çeşitlilik) arayan insanlar da varmış mesela…

AFS’li olmadığımı, anne olarak gönüllülük yaptığımı ve EVA programında olduğumu söylediğimde, “geldiğine çok sevindim, katılımcılar içinde çeşitlilik ve farklılık yarattın” diyen çok oldu. VSS’ten beklentiler sorulduğunda “I want to be challenged” deyip, “Bugün de beklentim karşılanmadı” diye üzülen vardı. Bizim toplumumuz, konfor alanlarına yapışmış şekilde bu kavramlardan kaçıyor oysa. Yemek kuyruğunda beklerken çevresindekilere ayaküstü anket yapan bir gönüllü, “ülkenizde rol model olan genç liderler kimdir, ne yapmıştır” diye soruyordu mesela. Oy ve Ötesi’ni anlattım ilgiyle dinledi, belli ki herkes diğerlerinden bir şeyler öğrenmeye gelmişti.

Katılımcılar çoğunlukla chapter (AFS çalışma bölgesi) sorumluları, Organizasyonel Gelişim Sorumluları olmakla beraber gönüllülüğe yeni başlamış olan da vardı, 5 yılı aşan da vardı, VSS’e ilk kez gelen de çoktu. Zirvede “Eşit Fırsatlar, Eşit Haklar” temasının işlenmesi ve AFS’nin ne derece kapsayıcı olduğunun tartışılması için dört ayrı başlıkta toplam 26 atölye düzenlendi. Bu başlıklardan biri dahilinde üç atölye seçenler sertifika da alabilecekti, ben “Practising Equal Opportunities” başlığından ilerlemeyi tercih ettim. İlgi çekici birçok atölye arasından seçimde zorlanarak AFS Economics 101, MAGI (Mini Activities Great Impact), Pimp My Class ve The Incomplete Inclusive Leader derslerine kaydoldum. (Programa ve diğer derslere detaylı bakmak isteyenler için ilgili bültenin linki;  http://efilvss.afser.de/2017/herald/Herald_3.pdf)

Genel bilgi olarak söyleyebilirim ki zirveye 33 ülkeden eğitmenler ve organizasyon ekibi dahil 115 kişi katıldı. Reykjavik’e 2 saat uzaklıktaki Hellisholar’da yapılan zirvede eğitim, yemek ve konaklama için birbirinden 20-25 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan üç ayrı noktada mekanlar ayarlanmıştı. Eğitim mekanlarında internet bağlantısı yoktu.

14/8 Açılış günü: Açılış konuşmalarını AFS’li olan İzlanda Sosyal İlişkiler ve Eşitlikler Bakanı ile AFS İzlanda Başkanı yaptı. Arkasından sosyal medyada denk geldiğinizi tahmin ettiğim TV2 Denmark’ın All That We Share reklamındaki gibi sorularla oyun oynadık. Bu oyunun arkasından EFIL’in ne olduğu ve yaptığı çalışmalar üzerine bir sunum yapıldı. Programın son bölümünde AFS’de strateji değişimi üzerine sunum yapıldı. Daha barışcıl ve adil bir dünya misyonumuza ulaşmak için 2018-2022 dönemi stratejisinin temel hedefleri aktif dünya vatandaşlığı geliştirmek, okul ve enstitülerin güçlendirilmesi, kültürlerarası eğitime erişimin genişletilmesi olarak belirlenmiş. Konu için açılan “sessiz tartışma” posterlerinde önerilerimizi ilettik. Günü kendi gruplarımızda değerlendirme yaparak bitirdik. Hem değerlendirme grubumda hem de çeşitli sohbetler sırasında her fırsatta bu seneki kaynak geliştirme aktivitelerimizi anlattığımda hayranlık ve takdir dolu tepkiler aldım, mutlu oldum, hepimizle gurur duydum. Akşam için düzenlenen İzlanda gecesinde örgü örmeyi öğrenmeye çalıştım ama pek umut verici değildi sonuç. Ağaç giydirme etkinliğimiz için daha çok çalışmam lazım!

15/8 2. Gün: Bugün katıldığım ilk atölye AFS Economics 101’de programının neden pahalı olduğu, bu durumun nasıl ayrımcılığa yol açtığı tartışıldı. Önce süreçler ve bu süreçlere etki eden faktörler analiz edildi. AFS’nin pazar payının 2007’den beri büyümediği, benzer değişim programları sunan şirketler, ülke bazında tutulması gereken rezerv payları ve diğer kalite göstergeleri anlatıldı. Günün ikinci eğitimi Mini Activities Great Impacts, verilmek istenen belli bir mesaj için yapılabilecek küçük ve anlık aktivitelerin tasarlanmasına yönelik bir eğitim idi. Gruplara dağılıp VSS katılımcılarına temaya yönelik ne yapabiliriz diye konuştuk. Kendi grubumda, restoran bölümünde internet erişimi için şifre veren makinanın önüne “herkes internete senin gibi özgürce ve kolayca erişebiliyor mu?” sorusunu yazıp bıraktık mesela. Amaç şifre alırken bunu okuyan kişiyi bir anlık düşündürmek, farkındalık yaratmak. Bu atölyeden bağımsız olarak “Mindmap of Inclusiveness” çalışması da yaptık. Burada “Sebepler: Ayrıcalıklar, sınırlar, engeller. Sonuç: Irkçılık, ayrımcılık. Çözüm: Farkındalık, Değer: Adil olmak” şeklinde bir algoritma oluştu.

Akşam Pazar Gecesi vardı, yerel vejetaryen tatlar ve değiş-tokuş yapmak üzere tanıtım malzemelerimizden getirmemiz istenmişti. Lokum ve pişmaniyenin yanı sıra derneğin yaptırdığı bez çanta ve 2010’da düzenlenen Gülen Çocuk Şenliği’nde gönüllülerimizin kullandığı turuncu tshirtlerden götürmüştüm, ilgiyle hikayelerini sordular.

16/8 3. Gün: Bugünkü ilk atölye olan Pimp My Class’da, topluluklarda sınıf oluşumunun tartışıldı. Görünüşüne göre karşımızdakini nasıl kategorize ettiğimize dair oyun oynadık. Verilen kağıda kendimizle ilgili üç cümle yazacaktık ancak biri yanlış olacaktı ve diğerleri hangisi yanlış tahmin etmeye çalışacaklardı. Katılımcıların Türkiye’den gelenlerin dine ilgisi hakkında önyargılarını test etmeye karar verdim ve “Açık fikirliyim ama LGBTİ+ aileleriyle gönüllülük yapamadım / Din olgusuna tutkuyla bağlıyım / Hakkımda az bilinen konu babamın Balkanlarda doğduğudur” şeklinde üç cümle yazdım. Katılımcılar tuzağıma düştü, çoğunluk ilk cümlenin yanlış olduğunu tahmin etti. Onlara o cümlenin aslında bir özeleştiri olduğunu, karşıma çıkan bir fırsatta bazı şartlar gereği LİSTAG için gönüllülük yapamadığımı, diğer yandan çoğunluğu Müslüman bir ülkeden gelmeme rağmen din olgusuna karşı olduğumu söylediğimde çok şaşırdılar. Bu konudaki ön yargılarının farkına vardılar, çok keyifli bir çalışma oldu. Diğer oyunda ise bize kapalı olarak verilen iskambil kağıtlarına bakmadan alnımıza yapıştırdık. En değerli kağıt olan as kime çıkarsa bir şirketin patronu olacaktı ama göremediği için bilmeyecekti tabii. Kağıt değeri azaldıkça o kişinin şirketteki pozisyonu da azalacaktı, örneğin 2’ye şirketteki temizlik elemanı olarak davranılacaktı. Bir şirketin happy hour buluşmasını canlandırdık, ne olduğumuzu statümüzü diğerlerinin bize davranışından tahmin etmeye çalıştık. As bana gelmişti, patron olmak ilginç bir deneyimdi!

Öğleden sonra, seçtiğim toplumsal hizmet projesi kapsamında, Kızıl Haç’tan iki yetkiliyi dinledik. Kızıl Haç’ı, göçmen-mülteci-sığınmacı arasındaki farkları ve İzlanda’ya iki yıldır kabul edilen 650’ye yakın mülteci-sığınmacının adaptasyonu için neler yapıldığını anlattılar.

17/8 4. Gün: En merakla beklediğim atölye son gündeydi: The Incomplete Inclusive Leader. Önce ideal liderin profilini çıkardık sonra kimse mükemmel olamayacağı için liderin eksik yönlerini ekibiyle telafi etmesini, görevlendirme ile sorumluluk devrini konuştuk. Daha detaylı bilgi burada. Daha sonra diğer liderlik atölyesinin katılımcıları ile ortak bir oyun oynadık. Ben dahil dört kişi gözlemci olduk. Gruptakiler, içlerinde lider olduğu belirlenen veya çeşitli işaretlere göre liderliği devraldığı anlaşılan kişi ile aynı yönde, bir arada ama birbirine dokunmadan hareket etmeye çalıştı. Liderliği devralanın kapsayıcılıktan uzak halleri değişmedi, hiçbiri grubun arka bölümü ile ilgilenmedi. Liderlerin hiçbirinin stratejisi yoktu ama grubun da bu yönde bir talebi yoktu, grup içi iletişimin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha fark ettim. Bu çalışma videoya çekilerek tüm gruba izletildi, tartışıldı ve benim için çok öğretici oldu.

Ardından kapanış bölümüne geçildi. O günkü eğitimleri takip eden Avrupa Konseyi yetkilisinden, Konsey tarafından ne tür projelerin desteklendiğine dair sunumunu dinledik. Ardından dört ana başlık altında yapılan atölyelerde nelerin tartışıldığını ana hatları ile inceledik. Follow-up projeleri için ayrılan €1000 bütçe, yapılan oylama ile plastik kullanımının azaltılması, İzlanda’da yüzmeyi bilmeyenlere yüzme dersi sağlanması ve bir şehirdeki lise öğrencilerine kültürlerarası değişim semineri projelerine paylaştırıldı. Kapanış töreninde dört gün boyunca çekilen görüntüler izlendi, VSS sembolü olan ay çiceği 2018 için Norveç ekibine teslim edildi ve kapanış fotoğrafı çektirildi.

Akşam mitoloji temalı kostümlü partiye Yunan Tanrıçalarından İris’i temsil ederek gittim. İris gökkuşağını kullanarak ölümlülere tanrılardan haber getirirmiş. VSS’te ilettiği haber şöyleydi: daha güzel, barışcıl ve adil bir dünya gönüllülerimizle mümkün!

İlgini çekebilecek diğer içerikler:

2017-09-06T15:36:20+00:00 6 Eylül 2017 |